Rize İdare Mahkemesi’nin vermiÅŸ olduÄŸu karar üzerine bir açıklama yapan Meydancık Belediye BaÅŸkanı Nihat ACAR ÅŸu açıklamalarda bulundu; ”Biz başından beri Papart Vadisi’nde HES’e karşı çıktık. Öncelikle Meydancık halkına birlik beraberlik içerisinde mücadele ettikleri için, topraklarına, derelerine, geleceklerine sahip çıktıkları için Meydancık Belediye BaÅŸkanı olarak çok teÅŸekkür ediyorum. Onlar böylesine dik durmasalar, karşı çıkmasalar biz bu neticeyi alamazdık. Rize İdare Mahkemesi’nden gelen karar ne kadar haklı olduÄŸumuz bir kez daha gözler önüne serdi. Bu karar Papart Vadisi’nin yeniden

doÄŸmasıdır. Artvin’in vadileri Artvin’in damarlarıdır. Akan dereleri ise kanıdır. Kanı olmayan insan nasıl yaÅŸayamaz ise deresiz Artvin’de yaÅŸayamaz. Bu dereler bu vadiler olmasa Meydancık olur muydu? Papart olur muydu? Bu güzelim yeÅŸil ormanlar olur muydu? Bu cennet doÄŸa olur muydu? Onun için Papart Vadisi ve Deresi Meydancık yöresinin temel direÄŸidir. Deremizi aldıkları an biz burada yaÅŸayamaz hale geliriz. Suyumuzu kimseye vermeyeceÄŸiz” dedi.
“Su Meclisi” adına Yönetim Kurul Üyesi Av. Bedrettin Kalın, Meydancık Belediye BaÅŸkanı Nihat Acar ve YeÅŸil Artvin DerneÄŸi BaÅŸkanı Nur NeÅŸe Karahan ortak basın açıklamasında bulundu. Cumartesi günü YeÅŸil Artvin Dernek Merkezi’nde yapılan basın açıklamasında Hidroelektrik Santralleri (HES) ilgili yöre halkının yasal hakları kullanarak açtıkları davada Rize İdare Mahkemesi’nin verdiÄŸi gerekçeli yürütmeyi durdurma kararı kamuoyu ile paylaşıldı.
ÖZEL MÜTEÅžBBİSLERİN DEĞİL, HALKIN HİZMETİNDE OLUNLAMALI!
Rize İdare Mahkemesin gerekçeli kararını okuyan Av. Bedrettin Kalın Bu karar Türkiye’de çevreciler için emsal teÅŸkil edecektir bizim için çok önemlidir dedi.
ÅžavÅŸat Meydancık Papart Deresi üzerinde yapılmak istenen Cüneyt 1–2–3–4 HES’leri için Mahkemenin açıkladığı gerekçeli kararla HES’ lerin yapımı durdurulmuÅŸtur. A. Kalın doÄŸadaki tahribatın bölgede yaÅŸayan halkın haklı itirazlarıyla da hukuk karşısında haklılığı tespit edilmiÅŸtir. Bizler her zaman hukuktan yana mücadelemizi devam ettireceÄŸiz hukukun verdiÄŸi karara saygılıyız. Yöre halkını HES lere karşı

yapılan direniÅŸlere itirazlara karşı İlin valisi kaymakamı bürokratları seçilmiÅŸ belediye baÅŸkanlarına halka baskı kurarak adeta özel müteÅŸebbisin adamları gibi tavır sergilemeleri çok üzücüdür. Onlar devletin idarecileridir. Yasal olarak bulunduÄŸu bölgenin yöre halkının hizmetindedir bunu unutmasınlar.
Av Bedrettin Kalın açıklamasında Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel EloÄŸlu’nun Erzurum’daki bürokratlara toplantıda talimat vererek HES konusunda kolaylaÅŸtırıcı tavır sergilenmeli HES’lerin yapılmasındaki engellerin ortadan kaldırılması istemiÅŸti. Kamuoyunun dikkatine sunmak istiyorum. Yargının vermiÅŸ olduÄŸu karar valiyi de kaymakamı da, Bakanı da baÄŸlar konu bu kadar açıktır. Bizler çevresel sorunlarda halkımızı bilinçlendirerek doÄŸamızı koruyacağız” dedi.
HES’LERDE HUKUKİ HAKLILIÄžIMIZ TESCİL EDİLDİ!
YoÄŸun tartışma ve sivil toplum muhalefet ve mücadelesi ile baÅŸlayan ve giderek, söz konusu mücadelenin ülkenin her tarafına yayıldığı nehir tipi hidroelektrik santrallerle ilgili olarak, Fırtına vadisi projesi, Fındıklı PaÅŸalar Hes Projesi, Senoz Uzundere I-II Hes Projeleri İkizdere Dereköy Regülâtörü ve Demirkapı Hes Projesinden sonra Meydancık Beldemiz sınırları içinden akmakta olan Papart Deresi üzerinde 2015 metre kotlarından baÅŸlayarak inÅŸa edilmek istenen Cüneyt-I-II-III-IV Hes Projeleri için de Rize İdare Mahkemesi karar vermiÅŸ olup, verdiÄŸi gerekçeli yürütmeyi durdurma kararını siz deÄŸerli kamuoyu ile paylaşıyoruz.
Mahkemenin verdiÄŸi bu karar ile daha önce açıklanan projeler için verdiÄŸi kararlar birbiri ile de uyumludur. Bu yönü ile HES’lerin ÇED raporlarının birbiri ile benzer hatta copy paste olduÄŸu da ortaya çıkmış olup, bu anlayışla hazırlanan Hes projelerin tümünün de yargı kararları ile önüne geçilebileceÄŸi anlaşılmıştır.
Çünkü gerek Cüneyt I-II-III-IV HES’lere dair bu karar, gerek diÄŸer projelere dair verilen kararlarda ortak olarak ortaya çıkan yürütmeyi durdurma gerekçelerinde dikkat çeken husus;
Nehir tipi Hidroelektrik Santralleri´nin planlama aÅŸamasında sürecin eksik iÅŸletildiÄŸine vurgu yapması
,
Uygulama sürecindeki yanlışlıkları deÄŸerlendirmesi,
Çevre Kanunu´nun temel ilkelerinden olan "Sürdürülebilir Kalkınma İlkesi´nin ne olduÄŸu ve ne ÅŸekilde uygulanması gerektiÄŸi bildirmesi,
Mevcut HES uygulamalarıma dair ÇED raporları, hatta ÇED YönetmeliÄŸi ve eksik olan diÄŸer mevzuat düzenlemelerini de içeren ve deÄŸerlendiren bir karar olması yönü ile
Somut olarak Tüm Türkiye´deki HES projeleri açısından diÄŸer kararlar gibi emsal oluÅŸturabilecek bir karardır. Çevre ve Orman Bakanlığı´nın Çevre´ye olan yaklaşımını ve hemen her türlü çevreye etkisi olabilecek yatırımlara getirdiÄŸi çok deÄŸerli yaklaşımlarla, ülkedeki yargıya taşınmış tüm çevre sorunlarına iliÅŸkinde emsal olabilecek bir karar niteliÄŸindedir.
Rize İdare Mahkemesinin bu kararlarından idarenin ders çıkarması gerekmekte olup, bu kararları dikkate alarak derhal bölgedeki HES uygulamalarının durdurulması, iÅŸleyen ÇED süreçlerini durdurması ve önce su kaynaklarımızın havza bazında planlamasını yapmak zorundadır. Mahkeme kararlarını görmezden, duymazdan gelerek ÇED süreçlerini devam ettirmesi halinde idare hakkında, idarenin ilgili kamu görevlileri hakkında tüm Karadenizliler suç duyurusunda bulunacaktır.
Mahkeme kararlan ile ortaya çıkan husus, söz konusu HES faaliyetlerin ÅŸeklen yasal olduÄŸu ama meÅŸru olmadığıdır. Mahkemenin kararlarında öne çıkan baÅŸlıkları sıralarsak, Mahkeme;
Anayasanın 17.maddesi gereÄŸi herkesin yaÅŸama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliÅŸtirme hakkına sahip olduÄŸunu,56.maddesi ile de herkesin saÄŸlıklı ve dengeli bir çevrede yaÅŸama hakkına sahip olduÄŸunun düzenlendiÄŸini, Çevreyi korumak ve geliÅŸtirmenin devletin ve vatandaÅŸların ödevi olduÄŸuna vurgu yaparak;
4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı KuruluÅŸ ve TeÅŸkilat Kanununda,
Çevre ve Orman Bakanlığı´nın çevrenin korunması, kirliliÄŸin önlenmesi ve iyileÅŸtirilmesi için prensip ve politikalar tespit etmek, programlar yapmak, bunların uygulama esaslarını belirleyip, gerekli önlemleri alarak sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde çevreye olumsuz etki edecek her türlü
plan, program ve projenin/ayda ve maliyetleri ile çevresel olguların ortak bir çerçevede deÄŸerlendirecek çevresel etki deÄŸerlendirmesi ve stratejik çevresel etki deÄŸerlendirmesi çalışmasını yapma, dengeli ve sürekli kalkınma amacına uygun ekonomik kararlarla ekolojik kararların bir arada düÅŸünüldüÄŸü, rasyonel kaynak kullanımını saÄŸlamak üzere kalkınma planları, bölge planları temel alınarak çevre düzeni planları hazırlamak, su kaynakları için koruma ve kullanma planları yapmak, kıta içi su kaynakları ile toprak kaynaklarının havza bazında bütüncül yönetimini saÄŸlamak görevleri olduÄŸunu,
2872 sayılı Çevre kanunu´nun 1. maddesinde;
Kanunun amacının bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doÄŸrultusunda korunmasını saÄŸlamak olduÄŸu,
Aynı kanunun 3.maddesinde;
Çevre korumasında genel ilkelere yer verilmiÅŸ olduÄŸu, karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesinin gözetilmesi, yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doÄŸal kaynaklar üzerindeki etkisinin sürdürülebilir kalkınma ilkesi ışığında uzun süreli deÄŸerlendirilmesi ve çevre politikalarının oluÅŸmasında katılım hakkının esas tutularak, bakanlık ve yerel yönetimler, meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluÅŸları ve vatandaÅŸların çevre hakkını kullanacakları katılım ortamının yaratılmasının da genel ilkeler içerisinde yer aldığı,
Aynı kanunun 9.maddesinde ise;
DoÄŸal çevreyi oluÅŸturan biyolojik çeÅŸitlilik, ve bu çeÅŸitliliÄŸi barındıran ekosistemin korunmasının, ülke fiziki mekanında sürdürülebilir kalkınma ilkesi, koruma kullanma dengesi gözetilerek bölge ve havza bazında çevre düzeni planlarının yapılması (m gerektirdiÄŸi), ulusal mevzuat ve taraf olduÄŸumuz uluslar arası sözleÅŸmelerle koruma altına alınmış, koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik deÄŸeri olan hassas alanların her türlü ölçekteki planlarda gösterilmesinin zorunlu olduÄŸunu,
Aynı kanunun 10.maddesinde ise;GerçekleÅŸtirilmesi planlanan faaliyetler nedeni ile çevre sorunlarına yol açabilecek faaliyetlerin; Çevre Etki DeÄŸerlendirme Raporu(ÇED raporu) ya da Proje Tanıtım Raporu hazırlamasını gerektirdiÄŸi, ÇED olumlu yada ÇED gerekli deÄŸildir kararı alınmadıkça hiçbir izin teÅŸvik onay ile yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceÄŸi, yatırıma baÅŸlanamayacağı ve ihale edilemeyeceÄŸi... Denildikten sonra,
Sürdürülebilir Kalkınma ilkesinden bahsedilmiÅŸtir: "Sürdürülebilir kalkınma" ile "Sürdürülebilir Çevre" kavramlarının idareler tarafından sadece bir temel ilke olarak kabul edilmesi yeterli olmayıp, bu ilkelerin idareler tarafından özümsenerek, bütün faaliyetlerinde korunması için önem ve özellik atfedilerek hayata da geçirilmesi, kamu idareleri tarafından temel bir politika olarak kabul edilen bu ilkelerin eylem ve iÅŸlemlerinde kendine yer bulamaması halinde ise bir söylem olarak dile getirilen bu ilkeler esasında özümsenmemiÅŸ,mevzuat hükümleri arasında kaybolmuÅŸ ilkeler olarak kalmaya mahkum olacaklardır " denmiÅŸtir.
Devamla mahkeme; "Bu anlamda, her bir projenin nasıl bir çevresel etki yaratacağının, hem yatırımların desteklenmesi hem de sürdürülebilir kalkınmanın saÄŸlanması ,hem de yaÅŸanabilecek çevresel sorunların kabul edilebilir bir sınır içinde tutulması gerek Çevre Kanun´ nunda gerekse de ÇED YönetmeliÄŸinde bir sisteme baÄŸlanmıştır..." denilerek devamla; "ÇED Sürecine sadece uygulanması gereken f
ormatsal bir süreç olarak bakılması ve yatırımcı ÅŸirket tarafından yerine getirilmesi gereken bir prosedür olarak görülmesinin, Çevre Kanunu ve ÇED YönetmeliÄŸi ile belirlenen ve ulaşılmak istenen hedefe aykırı olacağı" ifade edilmiÅŸtir.
Mahkeme; "ÇED Sürecinin formata baÄŸlanmış, soyut taahhütlere dayalı prosedür el bir iÅŸlem olmaktan çıkarılarak, planlanan yatırım ile bu yatırımın hayata geçirileceÄŸi alanın gerçek verilerine ulaşılması, süreci yönlendirici bilgilerin bizzat idare tarafından arazi üzerinden alınarak güncel ,reel ve somut verilerin toplanması,bu sürece ilgili kurumların konuda uzman elemanlarının katılımının saÄŸlanması,incelemelerin sadece proje dosyası üzerinden yatırımcı ÅŸirketin sunumları ile deÄŸil,bizzat idare tarafından proje sahası üzerinde yapılan verilerle yapılması,aynı vadi/su havzası üzerinde benzer birden çok projenin planlanması durumunda,bunun idare tarafından bir plana baÄŸlanarak,çevresel zorlamanın ve kabul edilebilir bir çevresel maliyetin hesaplanması,projelerin sayısı,kurulma yer ve zamanı,doÄŸanın diÄŸer faydalı kullanımları ve insan ve diÄŸer canlıların yaÅŸam alanlarının bundan ne düzeyde etkileneceÄŸine iliÅŸkin kuvvetli tahminlerin yapıldığı bir planlamanın yapılması gerektiÄŸi,söylenmiÅŸtir.
Bu genel ve diÄŸer tüm çevre davalarına emsal olabilecek deÄŸerlendirmeleri içeren, karar ile Cüneyt I-II-III-IV HES faaliyeti için de mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermiÅŸtir.”