Aile, anne-baba ve çocuklardan meydana gelen bir kurumdur. Aile, en küçük toplumdur, ama bir milleti meydana getiren çekirdek durumundadır. Zira ailelerden köyler ve mahalleler oluÅŸur. Köy ve mahallelerin birleÅŸmesinden ÅŸehir meydana gelir. Åžehirlerin bir araya gelmesiyle de en büyük aile olan devlet meydana gelir. Dolayısı ile aile bütün dinlerin ve kanunların, titizlikle üzerinde durdukları kutsal bir müessesedir.
Aile ile ilgili “İyi geçinme ve mutlu olma sanatıdır” ÅŸeklinde de bir tanım yapılmaktadır. Ben bugünkü yazımda bu konu üzerinde durmak istiyorum. İslam dini ÅŸahsın ve ailenin huzurunu bozan ÅŸeyleri baÅŸtan yasaklamıştır. Yalan, israf, ÅŸiddet, dedikodu, fitne, içki, kumar, ihanet gibi sebepler, daha baÅŸtan haram kılınarak, ailenin yıkılmasına engel olunmak istenmiÅŸtir.
DiÄŸer taraftan da, kurulacak ailenin sevgi, saygı fedakarlık, güven ve sadakat temelleri üzerine kurulması önerilmiÅŸtir. Ayrıca yardımlaÅŸmak, paylaÅŸmak, hediyeleÅŸmek, takdir etmek, sır saklamak, istiÅŸare etmek ve tutumlu olmak gibi erdemler de ısrarla tavsiye edilmiÅŸtir. Mutlu bir yuva kurmanın temel taÅŸlarından birinin de birbirimizi tanımak olduÄŸu asla unutulmamalıdır.
Allah erkek ve kadını farklı özellik ve kabiliyetlerde yaratmıştır. Bu farklılıklar kesinlikle üstünlük sebebi deÄŸildir. Kadın ve erkek eÅŸtir, hem din - hem de kanunlar önünde eÅŸittir. Ancak bedensel farklılıklar olduÄŸu gibi, manevi (içe dönük) farklılıklar da vardır. Bu farklılıkları bildiÄŸimiz ve birbirimizi tanıdığımız oranda, mutlu yuvalar kurulacağına ve kurulmuÅŸ ailelerde de mutluluÄŸun tekrar yakalanacağına inanıyorum. Konunun daha iyi anlaşılması için, birkaç örnek vermek istiyorum.
1- Her hangi bir konu ortaya atıldığında, erkekler sonuca odaklanır, hanımlar ise, sonuçtan önceki kısımlara da odaklanırlar. Mesela yemek söz konusu olduÄŸunda erkekler, bir an önce sofranın hazır olmasını isterler. Hanımlar da masa örtüsünden yemek ve kaşık takımına, salata mı yoksa yoÄŸurt mu çıkaracağına kadar pek çok ÅŸeyi kafasında canlandırmadan edemez. Bu ve benzerlerini netleÅŸtirdikten sonra sofra kurmaya geçerler. Bu arada erkekler hanımlarını gereksiz teferruatçılıkla ve beceriksizlikle suçlarlar. Hanımlar da beylerini acelecilik ve sabırsızlıkla suçlarlar ve kalpler kırılmış olur. Halbuki eÅŸler birbirlerini bu yönleriyle tanısalar, karşılıklı suçlama ve kalp kırmalar olmayacaktır.
2- Erkekler kendilerince önemli bir konuya odaklandıklarında, baÅŸka bir ÅŸey ile ilgilenmezler. Hanımlar ise bir anda pek çok ÅŸeyle ilgilenebilirler. Mesela erkek TV seyretmeye veya kitap okumaya kendini kaptırdığında, yanındakinin söylediklerini duymaz. Bazen de duymuÅŸ gibi yapar, bir iki başını sallar. Hanımlar ise TV seyrederken hem konuÅŸabilirler, hem örgü örebilirler, hem de ayaklarıyla bir ÅŸeyi düzeltebilirler. Bu ve benzeri farklılıklar yaratılışın bir gereÄŸidir. Allah kadınla erkeÄŸi böyle pek çok farklı kabiliyetlerde yaratmıştır. Bizler de bu farklılığı kabul etmeli ve karşı tarafı suçlayıp zorlamamalıyız. Bilakis hanımlar, beylerin bir iÅŸe pür dikkat odaklandığını görünce, onlara müdahale etmemelidir. Erkekler de TV seyredeceÄŸim, bilgisayarda çalışacağım veya ÅŸunu yapacağım diyerek hanımlarını saatlerce ihmal etmemelidir. EÅŸlerin karşılıklı sohbete ve dertleÅŸmeye ihtiyacı vardır. Özellikle hanım çalışmıyorsa, gün boyu evde bunalmıştır ve iÅŸten eve gelen eÅŸiyle sohbete gerek duyacaktır. Bu tabii istek asla gözardı edilmemelidir. Sevgili peygamberimiz (S.a.v) de eÅŸini ihmal eden erkekleri uyarmış ve bu hatadan dönmelerini istemiÅŸtir.
KurduÄŸumuz ya da yeni kuracağımız yuvanın mutluluÄŸu için, eÅŸlerin farklı istek ve kabiliyetlerinin olduÄŸunu baÅŸtan kabul etmeli, eÅŸler birbirini bu farklı yönleriyle tanımalı ve anlayış göstermelidirler. EÅŸimizi tamamen kendimize benzetmeye kalkışmamalı; hele zora ve ÅŸiddete asla baÅŸvurmamalıdır. Bir yanlışını gördüÄŸümüzde de medenice ve nezaket ölçüleri içinde düzeltmeyi tercih etmeliyiz. KeÅŸke kusuru kendimizde aramayı ve önce kendimizi düzeltmeyi bir öÄŸrenebilsek, pek çok problem, rahatlıkla çözülecektir. Kurulan ailelerde barış, huzur ve güven ortamı oluÅŸacak, evimiz ve ailemiz bir dünya cennetine benzeyecektir. Yüce Mevla’nın bütün ailelere bu güzellikleri nasip etmesi dileÄŸiyle…