DİLLERİ VE KÜLTÜRLERİ YAÅžATALIM
İnsanlık tarihinde gelinen nokta, ilk insandan bu güne kadar gelen her kuÅŸağın bir sonraki kuÅŸaÄŸa bıraktığı miraslar toplamından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Tıpkı Marks’ın, “ben bütün insanların toplamıyım” dediÄŸi gibi. Gerçektende geçmiÅŸ denilen; üst üste konulan her bir deÄŸerin, deÄŸiÅŸimin bu günkü halidir. DiÄŸer bir deÄŸiÅŸle bu gün geçmiÅŸin son halidir. Gelecek ise bu gün üzerinde yükselecek olanların toplamıdır. Bu günü ve geleceÄŸi yaratacak olan bizleriz.
Bu felsefi giriÅŸi neden yaptım? Hemen yanıtlayayım; geleceÄŸe bırakacağımız mirası biz belirliyoruz, eÄŸer geleceÄŸe hiçbir deÄŸer yaratmadan, sadece geçmiÅŸten aldığımız deÄŸerleri olduÄŸu gibi, hiçbir ÅŸey katmadan aktarıyorsak, hiç yaÅŸanmamış kayıp bir kuÅŸak olacaktır. Aynı ÅŸekilde geçmiÅŸ deÄŸerleri yok ederek ya da bize bırakılan mirası bir mirasyedi gibi yok edersek, gelecek kuÅŸakları ileriye deÄŸil, bugünden den de geriye düÅŸürmüÅŸ oluruz.
Bu her kuÅŸağın tarihi bir görevidir . Bize aktarılan bilgiyi, kültürü, dili vb. düÅŸünceyi daha da geliÅŸtirerek bizden sonraki kuÅŸaÄŸa aktarmalıyız. Buradan ÅŸöyle bir sonuç çıkartılmamalıdır. Bu gün yanlış anlaşılan bir konu vardır. Zannedilir ki kültürlere, harslara, geleneklere, göreneklere sahip çıkmak muhafazakârlıktır. Zannedilir ki dilimize, tarihimize sahip çıkmak milliyetçiliktir. Tam tersi; geleneklerimizi, göreneklerimizi, harsımızı, kültürümüzü kısacası yaÅŸam biçimlerimizi yaÅŸatmak, geliÅŸtirmek, baÅŸka gelenekleri, görenekleri, kültür ve harsları tanımak, kendi kültürümüzü zenginleÅŸtirmek demektir, duygu ve düÅŸüncelerimizi zenginleÅŸtirmek demektir. DiÄŸer ve farklı yaÅŸam biçimlerini, tanımak, farklı mimari tarzları bilmek, farklı yemekleri, içecekleri tatmak, farklı müziklerle tanışmak vb. kendi dar kalıplarımızı aÅŸmak demektir. Muhafazakârlık farklı yaÅŸam biçimlerini dışlamaktır. Bu nedenle var olan yaÅŸam biçim ve beÄŸenilerimizi, yaÅŸatıp geliÅŸtirmek, kendi deÄŸerlerimizi diÄŸerleri ile paylaÅŸmak; geliÅŸmektir. Yine aynı ÅŸekilde, kendi dilimizi, tarihimizi, düÅŸünce, inanç ve yaÅŸam biçimlerimizi farklı dil, tarih, düÅŸünce, inanç ve yaÅŸam biçimlerine üstün görmek, dayatmak / yok farz etmek ya da yok etmeye çalışmak, ırkçı ve tek düze bir yaÅŸam tarzıdır, milliyetçiliktir. Kendi deÄŸerlerimize aşırı ve nedensiz baÄŸlılık, sıklıkla karşı gruba nefret ve kötü niyet duygularını da beraberinde getirir. Bu da ÅŸovenizmdir.
Anadolu yüzyıllardır farklı dil, düÅŸünce, duygu, inanç ve yaÅŸam biçimlerini barındırmıştır. Bu topraklar üzerinde yaÅŸayanlar, zaman zaman kendi deÄŸerlerini birbirlerine egemen kılmaya çalışanların da ev sahipliÄŸini yapmıştır. Ancak farklılıkları barındıran halkların, yaÅŸamasını engelleyememiÅŸler, yok edememiÅŸlerdir. Aynı topraklar, Sakızlı Rum gemici ile Yahudi esnafı kardeÅŸ bilen Åžeyh Bedrettinlere, “İster ateÅŸe ister puta tap, her ne olursan ol, yine gel, bizim kapımız umutsuzluk kapısı deÄŸildir” diyen hoÅŸgörüyü temel alan Mevlanalara ve nicelerine ev sahipliÄŸi de yapmıştır.
Dil en temel iletiÅŸim aracıdır ve üretim faaliyetlerinin doÄŸal sonucudur. DiÄŸer iletiÅŸim araçları, dil üzerinde yükselir. İnsanlar geliÅŸmelerinin belirli bir evresinde doÄŸduÄŸu andan itibaren içinde bulunduÄŸu toplumun dilini duymaya, anlamaya ve süreç içinde öÄŸrenip konuÅŸmaya baÅŸlar. Bu o insanın ana dilidir. Kısaca dil o toplumun üretim ve yaÅŸam biçimleri, duygu ve düÅŸüncelerine göre, kısaca kültür ve harslarına göre ÅŸekillenir. EÄŸer bir dili öÄŸrenmek istiyorsak o toplumun kültürünü de öÄŸrenmeliyiz. Ana dilimizden baÅŸka birçok dili öÄŸrenip konuÅŸabiliriz. Bu iyi bir ÅŸeydir. Ancak egemen bir dil oluÅŸturup, bu dili dayatarak ana dilimizi unutturmaya, yok etmeye çalışılıyorsa bu o dilin üretim tarzını, kültürünü dayatmak demektir ki bu da kötü bir ÅŸeydir.
Bu gün, küreselleÅŸme adı altında bu topraklara dayatılan emperyalist – kapitalist kültür her zaman olduÄŸu gibi bu günde kara bir bulut gibi dolaÅŸmaktadır. Dilimiz, düÅŸüncelerimiz, duygu ve düÅŸüncelerimiz, kültürümüz, deÄŸerlerimiz emperyalist kültürün tehdidi altında yok olmak tehlikesi ile karşı karşıyadır. Elbette ki bu tehlikenin bertaraf edilmesi için yöntemler vardır. Bu yöntemlerden biride farklı kültürleri, harsları, dilleri, tarihleri, yaÅŸam ve düÅŸünce biçimlerini, farklılıklarını korumak, gelecek kuÅŸaklara aktarmaktır. Aksi halde yemeklerimizden içeceklerimize kadar, dilimizden beÄŸeni ve zevklerimize kadar, özgür irademizle var edeceÄŸimiz tüm deÄŸerlere kadar, aklımıza getirebileceÄŸimiz her ÅŸeyimize kadar emperyalist – kapitalist sistem tarafından belirlenecek insanlar sürüsüne dönüÅŸeceÄŸiz. Böyle bir esarete karşı en büyük panzehirlerden birisi, bu gün yok olmaya baÅŸlamış en küçük guruplar tarafından dahi kullanılan dili, kültürleri, yaÅŸam biçimlerini yaÅŸatmaya çalışmamızdır. Çocuklarımızın ve torunlarımızın 100 yıl sonra kendi anadillerimizi unutmuÅŸ, dünyaya egemen olmuÅŸ tek bir dil ile konuÅŸtuÄŸu bir dünyada yaÅŸamasını istemiyorsak bu panzehiri kullanmak zorundayız.
Kapitalizmin getirip dayattığı iç göçler sonucu, topraklarımızdan kopartılarak yığıldığımız büyük ÅŸehirlerde yaÅŸam biçimlerimizi çocuklarımıza aktarma kabiliyetimiz ve yeteneÄŸimiz yok olmaya baÅŸlamıştır. Emperyalizm dilini, müziÄŸini, duygu ve düÅŸüncelerini, beÄŸenilerini vb. çocuklarımıza farkında olmadan, kurbaÄŸa misali yavaÅŸ yavaÅŸ dayatılan anlayışa karşı vakıflar, dernekler, örgütlemeler ve benzeri birlikler kurulmaktadır. Ancak her ne kadar bunların adlarının başına “….Dili ve Kültürünü Korumak ve YaÅŸatmak” sıfatı konsada insanların kentleÅŸme ve dayanışma düÅŸüncesi altında iÅŸ bulma ve kentte tutunabilmekten öte bir iÅŸlevi olmamaktadır. Bu anlayışı yıkmak için İnadına evde anadilimizi konuÅŸup, çocuklarımıza öÄŸretmek ve unutmamalarını saÄŸlamaktır. Anne ya da babalardan her biri farklı dil ve kültürden gelmiÅŸ olsalar dahi her biri kendi dil ve kültürlerini çocuklarına aktarmak gibi bir görevle karşı karşıyadırlar. Ancak bu bireysel çabayı anılan dernek, vakıf ve benzeri örgütlenmelerle ikincil olan iÅŸ, aÅŸ ve kente uyum gibi dayanışmalardan çok bu tip yapıların asıl amaca yönelik çalışmalar yapması gerekmektedir.