"ŞİİR DELİSİ İKİ ARTVİNLİ…"

Rasim YILMAZ
(rasim.y08@mynet.com)

22.03.2013

 2.BÖLÜM

Rasim Yılmaz
Değerli okurlar, 15 Mart 2013 Cuma günü 08 Haber gazetesinde yayımlanan “Sakarya da 7 Mart Coşkusu” başlıklı yazımda, 9 Mart günü Adapazarı’na gidişim ve Sakarya Yazarlar ve Şairler Derneğinin düzenlemiş olduğu şiir dinletisine katılmış olmamdan söz etmiştim.
Bu şiir dinletisi ile ilgili 1. Bölüm yazımı geçtiğimiz salı günü 08 Haber gazetesinde “Sakarya’da Şiir Sesi” başlığı altında yayınlamıştım.
 
 
 

Şairler toplu halde
Bu bölümde ise, sözünü ettiğim dinletiye şiirleriyle katılan, her ikisi de Artvinli olan, kendilerine şiir delisi diyebileceğimiz bu iki şairimizi okuyucularımla tanıştırmak istiyorum.
Şiir delisi diyorum, çünkü her ikisi de her gördüğü güzelliği, her yaşadığı olumlu ve olumsuzlukları şiirleştiren iki güzel yürek…
İşte o iki yürek ve şiirlerinden örnekler…
KENAN BALCI
 
Kenan Balcı,1961 Yılında Ardanuç Göraşet (şimdiki adı Kutlu) köyünde (Benim tabirimle ozanlar ocağı) doğdu. İlkokul ve ortaokulu köyünde tamamladıktan sonra, 1979 yılında Artvin Ticaret Lisesinden mezun oldu.
Öğrenci olarak Fransa ya gitti ve LYON II Üniversitesinde  iktisadi ve idari bilimler okudu. Daha sonra bu ülkede 15 yıl kadar Turizm alanında çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönerek Adapazarı’na yerleşti.
Fransa da ki öğrencilik yıllarında LYON EXPRESS diye Türkçe Fransızca gazete yayımladı.
Türkiye ye döndükten sonra “GURBET” adında bir dergi çıkardı. Bu dergide memleketi Artvin’i ve Artvinli şairleri tanıttı. Bu arada sevindirici birde haber vermek istiyorum.  Sevgili Balcı’nın söylediğine göre, bir süredir yayınına ara verilen “Gurbet” adlı dergi yakında yeniden yayınlanacaktır. Dolayısıyla da tüm edebiyatçı, şair ve yazar dostlarımızın bu derginin içeriğine katkı sunacaklarını umuyoruz.
Sakarya’da yerel basında köşe yazarlığı da yapan Kenan Balcı, bir süre Sakarya Yazarlar ve Şairler Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüttü. Merkezi Ankara da bulunan KUTLU- DER Sakarya temsilcisi de olan Kenan Balcı, halen Sakarya Artvin Turizm ve Folklor Derneği yönetim kurulu başkanlığını sürdürmektedir.
Ayrıca Avrupa Birliği Türkiye kurum ve kuruluşları ortak çalışma programlarına simültane çevirmenlik yaparken, önümüzdeki dönemde kendi köyü Göraşet’te butik otel pansiyon inşa ederek turizme katkı sunmayı planlıyor. Yine dernek olarak bu yaz Artvin’e turlar düzenlemeyi düşünüyorlar.
Sayın Balcı’nın henüz yayınlanmış bir kitabı bulunmasa da 2013 yılı sonuna doğru birincisi, 2014 yılı ortalarına doğru da ikinci kitabının elimizde olacağının haberini vermiş olayım.
Sözünü ettiğim şiir etkinliğinde divan başkanlığını yürüten Sayın Balcı, üç-beş kelam edebileceğim bir söz hakkı da bana tanıdı. Sayın Balcı söz hakkı vermekle kalmadı, beni fazlasıyla gururlandıran, adıma yazdığı şiirini kürsüden okudu.
Evli ve bir kız babası olan Balcı’nın, benim için yazdığı ve diğer şiirlerinden örnekler:
 
Rasim Yılmaz’a
9 Mart 2013
Ankara’dan geçen yollar
Nedir başımda ki hallar
Viran bağda açan güller
Bülbülün zarına düştü
Buram buram Anadolu
Aşıp geldi Düzce Bolu
Bugün şairlerin yolu
Usta yazarına düştü
Söyler Kenan murad almaz
Gelen gider burda kalmaz
Ankara’dan Rasim Yılmaz
Yolu Adapazarı’na düştü
 
Bağladım

Gülmedi cihanda bu benim bahtım
Arzumanım ah-u zara bağladım
Sılaya varmaktı en büyük ahtım
Ömrümü vefasız yara bağladım
Geldi bahar açtı güller neyime
Dosta götürmeyen yollar neyime
Anamdan ayrıyım allar neyime
Felek kisfesini kara bağladım
Uzaktır bir haber alamaz oldum
Vardım gurbet ele gelemez oldum
Derdime bir derman bulamaz oldum
Dertlerimi sıra sıra bağladım
Düştüm menziline iz bulamadım
Yandı yüreğimde köz bulamadım
Yara söylenecek söz bulamadım
Çaresini intizara bağladım
 
Özledik

Bu yaz'da geleceğiz çoluk çocuk o köye
Yayalalarda türküler yine söylensin diye
Bir kayde bulamadık gönül eğlensin diye
Şiirlere fon yaptık davarın zil sesini
Gurbette geçen ömrü yaşam diye saymadık
Memleket sevdasına içten içten kaynadık
Her çıkışta sahneye Atabarı oynadık
Türkü yaptık söyledik Artvin'in Dilfes'ini
Dereler satılıyor akar göz yaşlarımız
Suyu nerden içecek sığırcık kuşlarımız
Eğer bir gün dönerse kabuse düşlerimiz
Yine biz tutacağız memleketin yasını
Kenan ne derse desin boş nefes zay gibidir
Aylar yıl gibi geçer günlerim ay gibidir
Memlekette tahtadan kabir saray gibidir
İstemem gurbet elin altından kafes'ini
 
Yayla Güzeli

yaylalar güzeli söyle soyunu
Konuşta öğrenek biraz huyunu
Kavalın sesiyle kara koyunu
Yayladın mı güzel bizim yaylada
Salınıp geziyor yoktur korkusu
Omuzundan düşer valanın süsü
Bar başına geçip halay türküsü
Söyledin mi güzel bizim yaylada
Yayla zamanıdır çekilmez gurbet
Muamması hoştur bilirim elbet
Âşık Kenan ile aşkı muhabbet
Eyledin mi güzel bizim yaylada
Yurdumun
Güz gelende gazel düşer bağlara
Beyaz karlar örtü olur dağlara
Kışın yaylaları buzul çağlara
Baharı cennet’e benzer yurdumun
Toroslardan yeller eser İli’ye
Kaçkarda bulutlar döner deliye
Erciyes’ten iner Anadolu’ya
Bolu da havası bozar yurdumun
Karadeniz fındık çay’a girende
Egelim üzümü yere serende
Çukurova buğdayların derende
Ekini harmanda tozar yurdumun
Çalışır tarlada herkes işinde
Bereket var ekmeğinde aşında
Kerem’i kul olur Aslı peşinde
Kenan’ı gurbette gezer yurdumun
 
NECAT BAYRAKTAR
Necati Bayraktar, 1949 yılında Artvin Ardanuç Karsniya (şimdiki adı Kapıköy) köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Ardanuç’ta, öğretmen okulunu Trabzon’da okudu.
1967 yılında mezun olduktan sonra Türkiye’nin çeşitli yerlerinde öğretmen olarak çalıştı. Daha sonra ön lisans eğitimini tamamladı.
Şiirle ortaokul yıllarından itibaren ilgilenmeye başladı.
Yaşama ilişkin her konuyu işleyen Necat Bayraktar’ın şiirleri çeşitli gazete ve dergilerde yayımlandı. Ayrıca katıldığı yarışmalarda birinciliklerde olmak üzere birçok ödül aldı.
Necat Bayraktar’ın şiirlerinin bir bölümü “Gönül Duvarım” adıyla (2008), bir bölümü de “Fişlendik” adıyla (2011) karamavi yayınlarından çıktı.
Evli, ikisi kız üç çocuk babası olan Sayın Bayraktar, eski örgütçülerden. Emekli olmasına rağmen halen kendisini Eğitim-Sen’li hisseden aktif bir öğretmen emeklisi. Yani kendisini mücadelede unutmuş bir bilim emekçisi.
 
Şiirlerinden örnekler:
 
Bizim Köyün
 
Dağları ala çiçek selam göndermiş size
İşlenmiş nakış - nakış alları bizim köyün
Nego boynunu bükmüş köyler kırgındır bize
Bin renge meydan okur gülleri bizim köyün
Kardelen türkü söyler gönül efkâr giderir
Yağmur dağ eteğinde tepede karlar erir
Çobanlar kaval çalar kuzulara ses verir
Koyunların boynunda zilleri bizim köyün
Anaların yüreği en çok gurbeti tanır
Duygularımız kalkar bulutlara dayanır
Gökyüzü mavileşir dağlar erken uyanır
Gurbet türküsü söyler dilleri bizim köyün
Bembeyaz kuzu yünü taraklarda sökülür
Kelep olur kollarda çıkrıklarda bükülür
Cevizin yaprakları kaynar suya dökülür
Kök boyayla boyanır telleri bizim köyün
Yaban gülleri kokar dikenlerin yanında
Kıymetini bilmedik ordayken zamanında
Ayağım Kara Gölde başım dağ dumanında
Bizi çok kucakladı gölleri bizim köyün
Yaylada çayırlarda kayıp olmuş izimiz
Küller altında kalmış ocaktaki közümüz
Nerdeyse tükeniyor söylenecek sözümüz
Nice sırları saklar külleri bizim köyün
Yüreğimizi efkâr dağları duman aldı
Köyümde üç beş evde beş on ihtiyar kaldı
Gurbetlik hiç durmadan tüm kapıları çaldı
Göç vermekten yoruldu yolları bizim köyün
 
 
Efkâr Tepesi
 
Köylerin sıralı, sıralı gördüm
Dağlarında gezen maralı gördüm
Ben senin gönlünü yaralı gördüm
Örtmüş üzerini - Kaçkar’ın sisi
Selam memleketim Efkâr Tepesi
Bu dertler başına nereden geldi
Çalındı mı suyun yaylan mı öldü
Bülbül göç mü etti kargan mı güldü
Şurmak Bağlarında bülbülün sesi
Selam memleketim Efkâr Tepesi
Asma köprüleri taşlı yolları
Su altında kaldı zeytin dalları
Bağlandı mı? Derelerin kolları
Barajlar altında - Çoruh’un sesi
Selam memleketim Efkâr Tepesi
Dereler uyudu dağlar uyandı
Bütün sözcüklerim dilimde yandı
Bak sermaye Sahara’ ya dayandı
Pancarcıda davul - zurna - mey sesi
Selam memleketim - Efkâr Tepesi

Rüzgârların hoyrat hırçın esmesin
Gurbetçiler selam sabah kesmesin
Bağ bahçen incinip - bize küsmesin
Ardanuç Parkında - çınar gölgesi
Selam memleketim - Efkâr Tepesi

Vursun dalgaların kıyı uyansın
Çalsın kemençeler yayı uyansın
Yaylası beldesi - - köyü uyansın
Selam Cankurtaran - ve tulum sesi
Selam memleketim - - Efkâr Tepesi
Kartalların kayalara konuyor
Kafkasör’de boğaların dönüyor
Gurbet elde yüreğimiz yanıyor
Hopa Arhavi’de atmaca - - - sesi
Selam memleketim Efkâr Tepesi
İstemem ne küpe ne altın zincir
Su altında ağlar beyaz bir incir
Cerattepe gitse yüreğim sancır
Dere sesi - dalga sesi - çay sesi
Selam memleketim Efkâr Tepesi
Düğümlendi şiirlerde heceler
Pancarcı düğünler ve imeceler
Halı heybeleri - renkli geceler
Dört kilim deseni- beş kirkit sesi
Selam memleketim-Efkâr Tepesi
Sarıçiçek Deli Horon Ağır bar
Nazar boncuk gibi Karagöller var
Çifte Köprülerden Genya’ya kadar
Büyük Vayna ve Gevhernik Kalesi
Selam memleketim - Efkâr Tepesi
Gönül tellerinde çalan sazım ben
Daha söylenmemiş kesin sözüm ben
Gürcüyüm Hemşin’im türküm lazım ben
Sen Fakir Baykurt’un susmayan sesi
Selam memleketim - - - Efkâr Tepesi
 
 
 
 
Buz Dağıyım Ben
 
Kazanma hırsının hararetinden
Doğaya salınmış Buz Dağıyım ben
Susuz kalmış çölün tam ortasında
Namazı kılınmış Tuz Dağıyım ben
Dereler satılmış gölleri ölmüş
Sürüler çekilmiş çiçekler solmuş
Dağı yağmalanmış insansız kalmış
Suları çalınmış Güz Dağıyım ben
Ormanları tıraşlanmış kırılmış
Nehirlere beton yular vurulmuş
Kaynakları sermayeye verilmiş
Artvin Ardahan’ın Düz Dağıyım ben
İlkellik yatıyor törelerinde
Şeytan bile gezer aralarında
Para at koşturur derelerinde
Maymun Cennetinde Muz Dağıyım ben
Cerattepe olmak altı oyulan
Madeni insandan üstün sayılan
Bergama’dan çığlıkları duyulan
Saçları yolunmuş Kazdağı’yım ben
 
 
Kaldılar

Bahçede kirazlar erikler dutlar
Dizildiler su altında kaldılar
Merekte biriken o eski otlar
Bozuldular su altında kaldılar
Kürdevan’ dan getirdiğim cerekler
Çala saman doldurduğum merekler
Çatılardan kar döktüğüm kürekler
Üzüldüler su altında kaldılar
Deredeki değirmenin taşları
Dedelerin anıları düşleri
Çocukluğum gözlerimin yaşları
Süzüldüler su altında kaldılar
Öğrenciyken oturduğum sıralar
Eğilerek su içtiğim dereler
Yüreğimde derinleşen yaralar
Çözüldüler su altında kaldılar.
Ahşap evler pencereler pancurlar
Üzümler zeytinler elma incirler
Yağız atı bağladığım zincirler
Yazıldılar su altında kaldılar.
 
 
Güvendim
 
Patikadan sonsuzluğa yürürken
Ne asaya ne şoseye güvendim
Vicdan denen fazileti korurken
Ne masaya ne kasaya güvendim
Adalete kelepçeler vurulmuş
İnsan yiyen çarpık düzen kurulmuş
Ali çalmış Süleyman’dan sorulmuş
Ne yargıca ne yasaya güvendim
Ense gelmiş iken keskin demire
Rest çekmiştim padişaha Emire
Ne Ali, ne Osman, ne de Ömer’e
Ne İsa’ya ne Musa’ya güvendim
(BİTTİ)
 
SİZDEN GELENLER
*Ali Tekin Çelik, “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” başlıklı yazım için yazdı;13 Ocak 2013
Kalemine sağlık
Havaalanında beklerken okuyup çok duygulandığım bu güzel yazından ötürü sevgili Ağabeyim sana çok teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız.
 
*Saffet Çiftçi, “24 Ocak Kararları ve AKP” başlıklı yazım için yazdı;
Ulusal Kapitalistlerle, Feodal ağalar, 24 Ocak kararlarıyla ve Devlet eliyle zenginleşmeleri ve 12 Eylül faşizmi ile desteklenerek, önce köylülerin tasfiyesi sağlandı, Yoksullaştırmak için üretim araçları ellerinden alınarak itibarsızlaştırıldı. Şimdi ülke emperyalizm kıskacında. Faşizm alabildiğine halka uygulanıyor.

Bu makale 1357 kez okundu.