İNCİLİ ÇAVUŞ ANÇLI MIYDI?
Rasim   YILMAZ
26.11.2010

 

 

 

İNCİLİ ÇAVUŞ ANÇLI MIYDI?
İncili Çavuş,  1632 de  Kayseri'nin Tomarza ilçesi Travşın köyünde doğduğu söylenmektedir. Yani 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı söylenmektedir.
İncili Çavuş, Türk mizah kültürünün önemli kişiliklerinden birisi olarak bilinir. Hatta İncili Çavuşu öğrencilik yıllarımdan edebiyat derslerinden hatırlıyorum, ta o zamanlardan hocamız, İncili Çavuş’un her ne kadarda Kayserili olduğu söylense de bunun sadece varsayımdan ibaret olduğunu söylediği aklımda kalmıştı.
Kimliği hakkında bilinenler sınırlı olmanın yanında yaşadığı yere ilişkin kesin bir bilgi yoktur.. Sadece söylentiden ibarettir. Gerçek adının ise Mustafa Çavuş olduğu yine iddialar arasındadır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Anç (İncilli) Köyü- Fotoğraf: Burhan Akyüz
 
Sevgili olurlar,
Şimdi diyeceksiniz ki Artvin gezileriyle İncili Çavuş’un ne alakası var? Doğru bir alakası yok gibi… Ancak, ancak, ancak!...
Yazımın başlığından anlaşılacağı üzere “İncili Çavuş Ançlımı?” sorusunu önce kendime, sonra da sizlere soruyorum.
 Anç’ın şimdiki adı “İNCİLLİ”dir. Belediye Başkanımız Sayın Yıldırım Demir ile bu köye gittim. (Bu köy aynı zamanda başkanın kendi köyüdür.) Cumhuriyet sonrası köylerin eski adları değiştirilirken bu köyün adı “İNCİLLİ” olarak değiştirilmiş. Bunu hepimiz biliyoruz. Bilmediğimiz, bu adın neden konulduğudur. Merak edip sordum ve şaşırtıcı bir şekilde kime sordumsa, İncili çavuş’un bu köylü olduğunu adını da İncili çavuş’tan aldığını söylemeleri beni böyle bir şüpheye yöneltti. Hatta bununla da sınırlı kalmayıp, bir üniversitede öğretim görevlisi tarihçi bir dostuma: “İncili Çavuş nereli?” şeklindeki soruma hiç tereddütsüz, “Aslında kesin olarak bilinmiyor ama Kayserili olduğu söylense de Artvinli olduğu da iddialar arasındadır.” demiş olması bana böyle bir soruyu sorma ihtiyacı hissettirdi.
Ve bende başta kendime, sonra da tarihçilere soruyorum. İNCİLİ ÇAVUŞ ANÇLIMIYDI?
İncil Çavuş ve sanatı hakkında kısa bilgiler:
İncili Çavuş’un iyi bir öğrenim gördüğü, Arapça ve Farsça bildiği, zeki, hazır cevap biri olduğu tahmin edilmekte. Tarihçi Naima tarafından aktarılan tarihi kayıtlarda İncili Çavuş’un 4. Murat devrinde İran’ a elçi olarak gönderildiği, Bağdat’ın işgali dolayısıyla gerginleşen Türk-İran ilişkilerini yumuşatmak amacıyla Şah I. Abbas ile müzakereci olarak karşı karşıya geldiğini ve müzakereler esnasında zekâsı ve açıkgözlülüğüyle şahı ikna ederek Osmanlılar lehine barış yapılmasını sağladığını kaydetmiştir. İncili Çavuş, padişahın yakını olarak, gördüğü her aksaklığı alaya almış hatta zaman zaman padişah bile onun güldürücü ve iğneleyici sözlerine hedef olmuştur. İncili Çavuş’un kalıcılığını sağlayan da halkın onu benimseme ve sahiplenme duygusudur.
FIKRALARINDAN BAZI ÖRNEKLER:
Ocağına Dikersin
Zulüm ve haksızlık yapmakla tanınmış vezirlerden biri evinin bahçesini tanzim ediyordu. İçlerinde İncili'nin de bulunduğu saray erkânına;
- Şuraya havuz yaptırayım, şuraya gül, şuraya erguvan diktireyim diye anlatıp danışıyordu. Derken bir incir ağacını göstererek
- Şu ağacı söküp atın deyince, İncili Çavuş dayanamayıp:
- Efendim bu incir ağacını bırakınız dursun, elbette bir gün birinin ocağına dikersiniz. demiş.
 
 
 
 
Anç (İncilli) Köyü
 
İKİ FIKRA İKİ ÖRNEK
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderilir. Çavuş Kralın huzuruna çıkar. Lakin elbiselerinin bazı yerlerinde yamalar vardır, üstü başı pek de şık değildir.
Kral İncili’yi görünce aşağılayıcı bir tavırla sorar;
-Koskoca Osmanlı, bana senden başka gönderecek adam bulamadı mı?
İncili hiç istifini bozmadan cevap verir;
-Osmanlılar adamına göre adam gönderir. Demek ki sana beni layık görmüşler, hikmeti bu olsa gerek. der.
Ardanuç’un bir köyünde (Adı bende saklı) bir etkinlik yapılacakmış. Köyde sohbet esnasında köylülerden zekâ özürlü olanı ortaya bir laf atarak:
“Kaymakam begi davet etmeyecekmisiniz? diye sorar. Muhtarda gayri ihtiyari:
“Bak bunca adamın işi var kaymakamı da sen davet et.” der.
Adam işi ciddiye alarak aldığı görevi yerine getirmek üzere ertesi günü ilçeye inerek doğruca kaymakama gider. Kaymakamın huzuruna çıkararak muhtarın davetini iletir. Kaymakam biraz kızgın birazda küçümser tavırla:
-Muhtar gönderecek başka adam bulamadı mı? diye sorar. Adam aldırış etmeden:
-Adamların önemli işleri vardı sana da beni gönderdi. der.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
İncili Çavuş’u incelerken böyle bir tesadüfle karşılaştım. Acaba diyorum, olmasın ki İncili Ardanuçlu olup ta bu hemşerimizle bir gen bağlantısı olsun!
 
 
 
 
 
İNCİL, ANÇ VE İNCİLİ ÇAVUŞ
Bir başka rivayete göre ise İncilin el yazması kopyalarının 16.yy’da aşağıda sözünü edecek olduğum kilisede yazıldığı. Köyün “İNCİLLİ” adını İncil’den aldığı şeklindedir.
 
ANÇ KİLİSESİ VE TRİPTYCHONU
Anç (Ança); ortaçağda Tao-Klardjeti Bölgesi’nin piskoposluk merkezlerinden biridir. 9.yy’da Klardjeti’nin baş piskoposluğu konumunda olan Anç köyü, Ardanuç ve bölgesindeki manastırların kuruluşunda yönetim merkezi olmuştur. Bölge, Kanuni Sultan Süleyman zamanında (1555) Osmanlı topraklarına katılmış olsa da; 1664 yılına kadar Anç Başpiskoposluğu işlevini sürdürmüştür.
 
 
 
 
 
Tiflis Ulusal El Yazmaları Müzesi’nde bulunan Anç Triptyhonu’a ait tanıtım panosu
(Fot: Selda Uygun)
Rahip Grigol Handza’nın Hayatı isimli el yazmasında Anç’tan şöyle bahsedilir; Tiflis’in Arapların elinde bulunduğu dönemde Tiflis Emiri, Anç Kilisesi’ni yıkmak ve Rahip Handza’yı öldürmek için Tskiri isimli birini görevlendirir. Anç’ a ulaşan Tskiri ve emrindekiler Rahip Handza’ya öğlene kadar müsaade ederler. Bütün dualarıyla melekleri Anç’a indiren Rahip Handza ve diğerleri ölümden kurtulurlar. Bunun dışında bölgedeki kiliselerin imarından söz edilen el yazmasında Anç Kilisesi ve diğer yapılardan da söz edilmektedir.
 
 
 
 
 
Anlaşılacağı üzere bölgeye ait belgeler ve Rahip Grigol Handza’nın Hayatı isimli el yazması Anç’ın önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Anç Kilisesi:
Artvin İli, Ardanuç ilçesi, Anç köyünün (İncilli) yaklaşık 1 km doğusundaki bir tepe üzerinde bulunmaktadır.
 
 Manastır kompleksinin günümüze ulaşan kalıntısı yoktur. Sadece yayınlardan öğrendiğimiz bilgiler doğrultusunda kilisenin 17.yy sonları-18.yy başlarına kadar işlevini sürdürdüğü söylenmektedir. Niko Marr’a göre kilise serbest haç planlıdır. 18..yy’ın sonunda yıkılan yapı için; yüksek kasnaklı, piramidal külah örtülü, mimari-plastik yönünden zengin, güzel bir kilise olarak söz edilmektedir. Bu yapı topluluğuna ait kalıntıların kilisenin etrafında konumlandığı ve bir bütün içerisinde olduğu sanılmaktadır. Mine Kadiroğlu başkanlığında yürütülen Tao-Klardjeti yüzey araştırmaları kapsamında 1996 yılında bölgede incelemeler yapılmış fakat yapı topluluğu kalıntılarına rastlanılamamıştır. Köyün bir evinde ve camisinde bitkisel motifli taşların tespit edilmesi manastır yapısının sökülerek devşirme malzeme olarak kullanıldığını göstermiştir.
Anç Triptychonu:
 
 
 
 
 
Ança köyündeki psikoposluk Kilisesi’nde üretilmiş olan triptyhon[1], Tiflis Devlet Sanat Müzesi’nde bulunmaktadır. Asomtavruli yazıtlarında geçen yönetici ve psikopoz adlarıyla üç ayrı döneme tarihlenebilmektedir. Triptyhon kanatları açıkken 148 x 158 cm, sadece ikona ve çerçevesi 104 x 70 cm boyutundadır. Gürcü kraliçesi Tamar’ın emri üzerine (1125-1154) psikopoz Ionne Rkinaeli  tarafından Beka Opizari’ye Tao-Klardjeti’deki beş piskoposluk makamlarından biri olan Anç manastırı için ısmarlanmıştır. “El değmemiş kurtarıcı İsa (Acheiropoiteos)” ikonası gümüş üzerine kabartmalı teknikte yapılmıştır. Aynı teknikte yapılan kapak içleri ve üst bölüm ondördüncü, kapakların dış yüzeyleri ise 1686 yılına tarihlendirilmektedir. Triptychon müzedeki yerine taşınıncaya dek Tiflis’teki Ançishati Manastırı’nda korunmuştur.
 
 
 
 
 
 
Aynı müzede bulunan Anç İncili (Fot : Selda Uygun)
sa, başının çevresinde omuzlarından başlatılan bir hale, sağ eli kutsama işareti yapar biçimde, giysisinin kıvrımları içerisinde kalan sol eliyle de bir İncil tutarken betimlenmiştir. Hale, giysiler, kutsal kitap ve arka plan altın burmalı çerçeveler içine alınmış değerli taşlarla bezenmiştir. İsa, Meryem ve Vaftizci Yahya figürleriyle “Deisis” sahnesini işler pozisyondadır. Üstte orta kısımda ise “boş taht”, iki köşede baş melekler, altta iki köşede ve ortada aziz büstleriyle bezemesiz olarak arka plan üzerine işlemiştir. Triptychonun diğer yüzeyi İncil konulu sahnelerle işlenmiş, “Göğe Yükseliş”, “İsa’nın yaşamı ve çektikleri” vb. işlenmiştir.
KAYNAKÇA:
BAYRAM, F. Artvin’deki Gürcü Manastırlarının Mimarisi, Ege Yayınları, İst, 2005
DJOBADZE, W. Early Medieval Georgian Monasteries. In Historic Tao, Klarjet’i And Şavşet’i, Franz Steiner Verlag Stuttgart, 1992
GIVIASHVILI, I; KOPLATADZE, I. Tao-Klarjeti, Tbilisi, 2004
KADİROĞLU, M; YAZAR, Turgay; KARACA, Zafer. 1995 Yılı Tao-Klardjetie Yüzey Araştırması, XIV. Araştırma Sonuçları Toplantısı, Ankara, 1995-1996-1997-1998-2001
KADİROĞLU, Mine-İŞLER, Bülent. Gürcü Sanatının Ortaçağı, Onur Matbaacılık, Ltd. Şti. Ankara, 2010
­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­____________________________________________________________________
[1] Triptyhon : Genel anlamıyla üç kanattan oluşan resim, altar resmi.
_________________________________________________________________________________
Yazarın notu:
 Bu çalışmamda bana katkılarını esirgemeyen Yüzüncü Yıl Üniversitesi Restorasyon bölümü ve Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu olan Ardanuçlu hemşerim Selda Uygun’a (Selda_uygun@hotmail.com)  ve Anç’ın fotoğrafını gönderen Burhan Akyüz’e çok teşekkür ederim.
 
DOMUZ YOLUMUZU KESİNCE!
Hava iyice kararınca Yıldırım Başkanla Samushar’dan ayrıldık. Bu kez geç kalmış olsak da rotamız Bice (şimiki adı Tütünlü). Anç’ı çıktıktan sonra aniden önümüzde bir domuz belirdi. Domuzu görür görmez başkan aracını durdurdu. Domuz yaklaşık 400 - 500 Kg. ağırlığında boza çalan, alaca oldukça genç ve besili gözüküyordu.
 Ben hayatımda böyle güzel bir domuz görmedim. Aracın ışığı gözlerini almış olacak ki bir süre bize bakar kaldı. Gözleri kan kırmızı çıra gibi yanıyordu. Hayvan o kadar güzeldi ki bir anda neyle karşılaştığımın şaşkınlığıyla hiçbir şey yapamadan öylece baka kaldım. Aklım başıma geldiğinde, başkana selektör yaparak aracı biraz geri almasını söyledim. Amacım ışığın, hayvanın gözünü kamaştırmasını sağlayıp kaçmasını önleyerek fotoğraf çekmekti. Ama nafile. Birden yolun sağına saparak kaçıp gecenin karanlığında gözden kayboldu. Pratik davranarak fotoğraf çekemediğim için kendime çok hayıflandım. Böyle bir fırsatı kaçırdığıma çok üzüldüm. Oysaki gece yolculuklarında yabani hayvanlarla karşılaşıp onları izlemek için aracımla az mı pusu kurdum orman yollarında. Ama maalesef bir kere bile rastlayamadım. Herkesin, “ayılar gündüz gözüyle cirit atıyor” dedikleri yerlerde defalarca pusu kurdum, olmadı. Yetmedi her tehlikeyi göze alarak ayıların inlerine kadar gittim ama birine bile rastlayamadım.
Şimdi domuz dedim de aklıma geldi. Bu domuzlar bence şanssız hayvanlardır. Biz bu hayvanları sadece çiftçilere zarar verdikleriyle hatırlarız. Oysaki dağda, kırda, bayırda türemiş birçok bitki ve ağaç çeşitlerinin domuzların eseri olduğunu aklımıza bile getirmeyiz. Çünkü rüzgârla gelen bitki ve ağaç tohumları toprağın üzerine düştüklerinde doğrudan toprağa kök salma şansları yoktur. Ama domuzlar, kazmaya uygun olan burunlarıyla toprağı kazarken tohumlarında toprağa karışarak can bulmasına aracı olurlar.
Fakat elbet ki hepten şanssızda değiller. İslami inanca göre etlerinin haram kabul edilerek yenmiyor olması, üreticiye verdikleri zarardan ötürü köylülerin hışmına uğramalarını saymazsak, doğada özgürce dolaşarak yaşama şansına sahip olmalarıdır. Maazallah birde helal kabul edilecek olsa var ya çoktan kökleri kazınmıştı şimdiye kadar. Fakat bu istenmeyen hayvan imajına son yıllarda birde “domuz gribi” iddiaları eklenince doğanın bir parçası bu güzel hayvanlar, insanların gözünde biraz daha itibar kaybetmiş oldular.
Neyse domuzun fotoğrafını çekemedik ama yol boyunca çok sayıda yabani tavşanları izleme olanağı bulduk..
TÜTÜNLÜ KÖYÜ YATILI BÖLGE OKULU
Gecenin bir saatinde Bice (şimdiki adı Tütünlü) köyüne ulaştık. Gecenin bu vaktinde kahvede karşılaştığımız Bicelilerle sohbetimiz vaktin uygun olmamasından ötürü çok uzun sürmedi. Çaylarını içtikten sonra geri Ardanuç’a gittik.
Teşekkür.
Bu gezide bana eşlik ederek beni gezdiren Ardanuç Belediye başkanı Sayın Yıldırım Demir’ e çok teşekkür ederim.
(DEVAM EDECEK 9.BÖLÜM: KARGALAR, İNSANLAR ve AĞUSTOS BÖCELERİ…


 

 


Bu makale 1642 kez okundu.

Yazarın Diğer Yazıları
Bu Habere Yapılan Yorumlar ( 1 )
186
Ardanuç
Sevgili Rasim Abi, yazılarınızı sürekli takip ediyorum ve çok da hoşuma giden bir yazı dizisi olduğunu belirtmek istiyorum. ARDANUÇ, ben ce de çok güzel bir ilçemiz olduğu halde yatırımın en az yapıldığı bir ilçe olarakta görüyorum. Ozanların, yazarların, hukukçuların vs.vs. fazlacada yetiştirdiği bir ilçemiz. Aynı zamanda birlik ve beraberliğin gözlemlediğim kadar en güzel bir şekilde organize edildiği bir ilçemiz olduğunu da söyleyebilirim. Turizm potnsiyeli olan bir ilçemiz ama ne yazıkki tanıtım ve reklam olmadığı için, Cehennem deresini, İskender Paşa Camiini, Adakalede bulunan bir zamanlar kırallığın kalesi olan Ardanuç Kalesini, sizin yazınızdaki Anç Kilisesi, Irmaklarda bulunan kesin emin değilim ama yeraltı mağaralarını, o güzelim mezra ve yaylalarını niye turizme kazandıramıyoruz diye ben düşünüyorum ve kahırlanıyorum. Ne diyem be abi, ama şuna da inanıyorumki sizler olduktan sonra yeri ve zamanı gelince bu yazdıklarınız ve yazdıklarımız birilerinin dikkatini çekecek ve dönüş olacak yeşil ARTVİN'imize. Bunuda en güzel başaran ilçe olarak ta bence gene ARDANUÇ'ta yaşayan o her güzelliği hakeden insanlarımız olacak ben buna inancım sonsuz.
Selahattin KEŞOĞLU -- 28.11.2010 19:38
08Haber Yazarlar
Sevil Işık TOPARSLAN
Hasan AYDIN
Fikret GÖKÇE
www.08haber.com
Anasayfa - Künye - Foto Galeri - Rehber - Üyelik - Ziyaretçi Defteri - BizeYazın - İletişim - Webtv - 08 Röportaj - Haber Slayt - Güncel - Politika - Eğitim - Röportaj - Yaşam - Sağlık - Magazin - Spor - Kültür - Sanat - Çevre - Ekonomi - Teknoloji - 08Tv Canlı Yayın
Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır. [All Rights Reserved] 08 Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon A.Ş.'ye aittir.
Sabit Osman Avcı Cad. No:6/11 - ARTVıN - Telefon: (466) 212 68 56 - 212 70 71 / Faks: (466) 212 79 33 / E-Posta: 08haber@08haber.com
Reklam vermek için: radyo08@hotmail.com