yakupgulacti28 @ gmail.com


İleri demokrasilerde şeffaflık kavramı toplumsal ikna yöntemi olarak önemli bir argümandır. Toplum, her şeyin gözü önünde ve gerçeklerin tüm çıplaklığıyla ortaya dökülmesini arzular. Sanıklar, itham edildikleri konular hakkında Türk adaletine savunma yaparken bunu toplumun tüm kesimlerinin de duymasını isterler.
En başından söylemeliyim ki çağdaş hukukun hakim olduğu ülkelerde kimse yargılanamaz olmamalıdır. Şayet kanunlara göre bir suç oluşmuşsa hukuk önünde herkesin hesap vermesi gerekir. Bütün mesele, adaleti tesis ederken evrensel hukuk kuralları normuna uyulmasıdır. Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü ilkesinin toplumda hakim kılınması. İnsanların adalete güvenini zedeleyecek her türlü uygulamadan kaçınmak son derece önemli. Gerek suçlunun gerekse de mağdurun sığınacağı liman devletin adaletidir.
Bilindiği üzere toplumun büyük bir çoğunluğunun siyasi olduğuna inandığı davalarla ilgili yargılama süreci başlamış durumda. Daha iddianameler yazılmadan sanıkların suçlu olduğu iması yandaş medyanın yazarları tarafından ilan edildi. Hem de olmayanı varmış gibi servis ettiler. İnsanların masumiyet karinelerini görmezden geldiler. Bazı gazetelerin “küçük ve yakışıklı” gazetecileri ve hukukçuları kendilerine verilen görevleri yerine getirmenin gururunu yaşarlarken insanlara isnat ettikleri suçların hiçbiri iddianamelerde yer almayınca ortadan kayboldular.
Özellikle kamuoyunu çok yakından ilgilendiren böylesi davaların televizyondan canlı yayınlanması konusunda toplumsal bir talep olmasına rağmen mevcut yasalarla bunun olmayacağını biliyoruz.
Henüz davalar başlamadan CHP Genel Başkanı Özgür Özel kamuoyuna böyle bir talebi olduğunu açıkladı. MHP Genel Başkanı da bu talebi gayet makul olarak gördüğünü söyledi. Hatta konu kendisine iletildiğinde sayın Cumhurbaşkanı da olumlu görüş belirtti.
Ne olduysa iddianameler ortaya çıkınca oldu. CHP, davaların TRT’den canlı yayınlanması için bir kanun önergesi verdi. Daha düne kadar “olabilir, yayınlanabilir” dedikleri davaların kanuni dayanağı olacak olan kanun teklifi AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi. CHP bu defa, siz önerge verin biz destekleyelim ve bir gecede kanunlaştıralım dedi ama o da kabul görmedi.
Anlayacağınız iş, kamuoyunun bu davalarla ilgili sürece dair olup bitenleri birinci ağızdan duyulmasına gelince iktidar sahipleri çark ettiler. Sanırım canlı yayının kendileri açısından bir getirisinin olmayacağı, belki de zararlı olacağı kanaatine vardılar…
Davalar başlayalı beri tüm yandaş medyayı takip ediyorum. Gördüğüm şu; Onlar açısından bu davalar kapanmış!.. Görevlerini yapmış, toplumda gerekli algıyı oluşturmuşlar… Oysa adaletin herkese lazım olacağını kendileri de gayet iyi biliyorlar.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, böylesi davalar televizyondan canlı olarak yayınlansaydı, diyor. İnanın insanın gülesi geliyor… Feti Yıldız’ın keşkesi “keşkek” yapmaktan kolaydı!..
Keşkelerin konuşulmayacağı, şeffaf bir Türkiye’ye ulaşmak umut ve dileğiyle…