Gazeteci Hakan Aydın’ın haberine göre, 23 Şubat 2026 tarihli ve 14984251 sayılı Bakanlık Oluru ile Sit alanı ilan edilen bölgelerin yalnızca Camili ile sınırlı olmadığı; Beyazsu Yaylaları, Macahel yaylaları ve Deviskel Vadisi’ne kadar uzanan geniş bir alanı kapsadığı ifade ediliyor. Söz konusu alanların bazı bölümlerinin 1. derece, bazı bölümlerinin ise 3. derece Sit alanı olarak ilan edildiği belirtiliyor.


Bölgede özellikle tapu kayıtlarına şerh işlendiği yönündeki bilgiler, vatandaşlar arasında en çok tartışılan konu haline geldi. Tapuya konulan şerh, mülkiyet hakkını ortadan kaldıran bir işlem olmamakla birlikte; taşınmaz üzerinde yapılacak tasarrufları belirli kurallar çerçevesine bağlayan bir uygulama olarak biliniyor. Bu kapsamda satış işlemleri tamamen ortadan kalkmazken, yapılaşma, tadilat ve kullanım değişiklikleri gibi işlemler için ilgili kurullardan izin alınması gerekiyor. Özellikle 1. derece Sit alanlarında yapılaşma ciddi ölçüde sınırlandırılırken, 3. derece alanlarda daha kontrollü bir kullanım modeli öne çıkıyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Macahel Biyosfer Derneği Başkanı Orhan Yavuz, alınan kararların yalnızca çevresel koruma başlığıyla ele alınamayacağını belirterek, sürecin bölge insanının yaşam biçimi ve üretim kültürüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yavuz, insan ile doğa arasında yüzyıllardır kurulan dengenin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, yerel halkın sürece dahil edilmediği bir yaklaşımın sağlıklı sonuç üretmeyeceğini dile getirdi.
Öte yandan 46 köy muhtarlığı tarafından yayımlanan “Çağrı ve Destek Bildirgesi”nde de benzer vurgular yer aldı. Açıklamada, bölgenin UNESCO tarafından tescillenmiş Türkiye’nin ilk ve tek biyosfer rezerv alanı olduğu hatırlatılarak, doğa ile insanın birlikte oluşturduğu yaşam kültürünün korunması gerektiği ifade edildi.
Muhtarlar, Sit kararının mevcut haliyle uygulanmasının kırsal yaşamı doğrudan etkileyebileceğini belirterek, bölge için en uygun modelin yerel halkın merkezde yer aldığı bir havza yönetimi anlayışı olduğunu vurguladı. Açıklamada ayrıca, Camili başta olmak üzere Sit düzenlemesinin geri çekilmesi ya da yargı süreciyle yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunuldu.
Geniş bir coğrafyayı etkileyen Sit kararının, önümüzdeki süreçte hem mülkiyet hakları hem de bölgedeki ekonomik ve sosyal yaşam üzerindeki etkileriyle daha fazla tartışılması bekleniyor.
Haber - Fotoğraf : Hakan AYDIN